Adanmış Anne Baba Olmayın

Adanmış Anne Baba Olmayın


Öncelikle adanmış anne-baba nedir? Bunu açıklayarak başlamak istiyorum, daha sonra bu duruma düşmemek için neler yapabileceğinize dair bazı ipuçları vermek isterim. Bu  yazı biraz  uzun  oldu,  ama ne yapayım konu  çok  ilginç  tutamadım kendimi, inanın  sonuna kadar okuyabilirsiniz, mesela hikaye  tadında  okuyabilirsiniz ve  sonunda  hayatınız  değişebilir.



Ne yazık ki çoğu anne baba bebekleri olduktan sonra, çocuk belki de 3-4 yaşına, hatta bazen çok daha büyük yaşlara gelene kadar, adeta kendi hayatlarını tamamen durdururlar, ben bu duruma Adanmış Anne-Baba Sendromu adını vermeyi uygun gördüm.

20 yıldır bu işi yapıyorum, bir çocuk doktoru olarak onların sağlıklı olması ve hasta olduklarında iyileşmeleri benim asıl işim olmakla birlikte, bu muayene seansları sırasında bugüne kadar, binlerce anne babayla sohbet etme fırsatı buldum. O kadar farklı anne baba profilleri var ki, artık beni şaşırtacak bir ebeveyn profili olmadığını söyleyebilirim.

Bunu biraz açmak gerekirse…

Ben 3 aylık bebeğiyle açık havada Rock konserine giden anne-baba da gördüm, bebeğin düzeni bozulur diye 18 ay boyunca eşiyle dışarı çıkıp yemeye bile gitmeyen anne baba da gördüm. Ve en sonunda 18 aylık kontrolünde, sohbet sırasında bunu fark ettiğimde onlara ilk ödev olarak, “bir an önce lütfen çocuğunuzu bir yere bırakın, imkanınız yoksa çocuğunuzu da alarak dışarıda keyifli bir akşam yemeği yemeği yeyin” dedim. Sizin kulağınıza hangisi daha mantıklı geliyor 4 aylık bir bebekle konsere gitmek mi yoksa, 18 ay boyunca hiçbir şey yapmamak mı? Ve ben bu öneriyi yapmasam, belki de bu kısır döngü çocuk 3-4 yaşına  gelene kadar devam edecekti.


Adanmış Anne-Baba Sendromunun Zararları

Evet biliyorum,  sizi  anlıyorum,  çünkü  ben  de bir  babayım bebeğimiz, çocuğumuz için her şeyi yapabiliriz, o bizim en değerli varlığımız.

Peki hiç düşünüyor muyuz?

Eğer kendimize vakit ayırmazsak ne olur?

Bir süre sonra tükenmişlik sendromuna ya da depresyona gireriz ve o çok sevdiğimiz varlığa artık yeterince faydalı olamama riski ile karşı karşıya kalırız. Yani önce siz, eğer siz iyi olmazsanız, eğer siz kendinizi iyi hissetmezsiniz, emin olun bir süre sonra çocuğunuza faydadan çok zararımız olabilir.

Herkes tutturmuş bir yeme düzeni, uyku düzeni… Allah aşkınıza bir gün bebeğin uyku düzeni bozulsa ne olur, dünya mı yanar?

Ya da bir gün bebek  hazır kavanoz mama yese, birkaç gün otelden kısmen uygun olan yemeklerden yerse ne olur?

Merak etmeyin hiçbir şey olmaz.

Ya da bebeğiniz 1 yaşına geldi 3-4 gün bebeğinizi bir aile bireyine, anneanne babaanne gibi bir aile bireyine bırakarak eşinizle birlikte güzel bir tatile çıksanız, kafanızı bir toplasanız, zihninizi ve bedeninizi yenileseniz, ne olacak, “çocuğunuz bunalıma mı girecek” zannediyorsunuz.

Diyelim ki bebeğiniz 3 aylık ve bebeğinizi emziriyorsunuz, süt sağıp bırakarak 2-3 saat dışarı çıksanız, bir arkadaşınızla kahve içip sohbet etseniz,  bisiklete  binseniz,  koşu  yapsanız, belki sinemaya gidip hoş bir film seyredip güzel vakit geçirseniz, bebeğinize ne olur? Hiçbir şey  olmaz,  hatırlamaz  bile.

İnanın bunları yaparsanız ne bebeğinize ne çocuğunuza hiçbir şey olmaz. Peki bunları yapmazsanız ne olur, ya çok gergin sinirli bir anne olursunuz,  bu gerginliğiniz bebeğinize yansır, bebeğiniz de daha huzursuz daha mutsuz, belki daha çok gaz sancısı olan, size daha çok sorun çıkaran bir bebek haline gelir. Ya da siz ağır bir lohusa depresyonuna girersiniz, bu sefer belki 2-3 saat değil, haftalarca bebeğinize başkaları bakmak zorunda kalabilir. Zaten  bu  psikolojiyle anne sütünü  unutun.

Ne kendinize ne de bebeğinize böyle bir kötülük yapmaya hakkınız yok. Uyanın artık, anne baba olmak koşulsuz şartsız köle olmak demek değildir. Ben size sürekli bebeğinizi birilerine bırakın, gezip tozun demiyorum. Bunlar oldukça seyrek de olsa yapmanız gerekenler, daha sıklıkla yapmanız gereken ise bebeğinizi de yanınıza alarak ailece bir çok sosyal aktiviteye, sanki bebek yokmuş gibi mümkün olduğunca katılabilmek.

Peki bu durumdan nasıl kurtulalım dediğinizi  duyar  gibiyim…

Adanmış Anne-Baba Sendromunundan Kurtulmanın Yolları

Şimdi size kendi hayatımızdan bazı örnekler de sunarak bazı ipuçları vermek istiyorum.

Bebek kırkı çıkmadan dışarı çıkmaz derler… bebeğinizi cam fanusta mı büyütmeyi düşünüyorsunuz? Evet belki  7-10 gün  beklenebilir, ancak bebekler ilk haftalardan itibaren, hava durumu da uygunsa çok rahatlıkla dışarı çıkabilirler. Tabii ki insanların kalabalık olarak bulundukları AVM tarzı kapalı yerlere gitmemek şartıyla. Her yaşta bebek sahil orman tarzı açık hava ortamlarında bulunabilir.

Bu abartılı bir örnek gibi gelebilir, belki çocuk doktoru olmama güvenerek yapmış olabilirim, ancak 35 günlük bebeğim ile kısa bir kayak tatiline gittiğimi söyleyebilirim. Tabii kendisini iyice  sarıp  sarmalayıp, arabadan otele otelden arabaya soktuğumuzu da ayrıca eklemek istiyorum. Ama tabii ki bu kadarını siz yapmayın. Ancak örnek veriyorum çok sıcak olmayan zamanlarda, ilkbahar, yaz başı çok rahatlıkla bir deniz kenarı tatiline veya bir göl kenarındaki sakin bir otele eşiniz ve  bebeğinizle giderek, o tatlı bebeğinizin aranıza  katılmasını kutlamak  için  hiçbir  engeliniz  yok. Unutmayın engeller sadece zihninizde, kalıplaşmış hatalı kodları  silerseniz,  hiçbir  engel  olmadığını  göreceksiniz.

Bazen soruyorlar 30 günlük bebek uçağa binebilir mi? Tabii ki binebilir, neden binmesin ki. Olabilecek en kötü senaryo, bebeğin kulağı tıkanıp biraz huzursuz olabilir, bunu önlemek için sık sık emzirmek yeterlidir. Tabii bu öneri,  sağlıklı  bebek için, soğuk  algınlığı,  grip  sırasında,  hele de  orta  kulak  iltihabı  teşhisi  konmuşsa, bir süre  uçağa  binmemek  yerinde  olur,  çok  mecbur  kalırsanız  da doktorunuz bazı  önerilerde bulunabilir. Daha  fazla  bilgi  edinmek  için Çocuklarla Uçak Yolculuğu adlı makalemi  de  okuyabilirsiniz.

Bebekler doğduktan sonra özellikle ilk 2 ay anneye çok bağımlıdırlar. Bu nedenle ilk 2 ay bebeği başkasına bırakarak dışarı çıkmak çok da doğru olmayacaktır ancak bebeğinizle tabii ki birçok yere gidebilirsiniz. Peki  bebeğin  bağımlılığı  nasıl  azalır  diyorsanız, Bebeğinizin Bağımlılığı Size Güvendikçe Azalır adlı makalemi  okuyabilirsiniz.

Bebek bağımlılığını azalttıktan sonra artık sağılmış süt bırakarak, haftada bir, en  azından 2  haftada bir gün, mutlaka kendinize 2-3 saat zaman ayırmaya çalışın, bebeğini bırakacak birini bulamayanlar için ne yazık ki bir önerim yok, ancak genellikle mutlaka bir aile bireyi, her zaman size yardımcı olabilecektir. Eğer sizi düşüncesizlikle suçlayanlar olursa, sorumluluk bana ait, lütfen “doktorumuz böyle önerdi, bu şekilde bebeğime daha faydalı olabilirmişi” deyin. Güvendiğiniz  bir  yakınınıza sağılmış sütlerinizi bırakın, 2-3 saat bir arkadaşınızla buluşun, bisiklete binin,  sahilde, ormanda yürüyüş  yapın, koşun, bir sinemaya gidin,  yani  hoşunuza  giden  birşey  yapın, ne yaparsanız yapın lütfen eve döndüğünüzde mutlu dönün ve güzel yavrunuza kocaman sarılın, hemen onu emzirmeye başlayın.

Bebek açık hava konserine gidebilir mi? Evet bu aktivite belki yeni doğan bebek için çok uygun olmayabilir, ancak 4-5 aydan itibaren bebekler çok rahatlıkla açık havadaki konser gibi aktivitelere katılabilirler. “Ama yüksek ses bebeğimin kulağına zarar vermez mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Arkada durun, hoparlörlerin yakın olmadığı yerlerde durun, merak etmeyin 1-2 saatlik bir konserde bebeğinize bir şey olmaz. Mesela biz sevgili  eşim  Özlem, küçük kızımız Deren 7 aylıkken, Harbiye Açıkhava’da Tarkan konserine gitmiştik, çok da  eğlendik, çocuk da mışıl mışıl arabasında uyumuştu, hiç de düzeni bozulmadı. Tersi  olamaz  mıydı, çok da ağlayabilirdi,  o zaman  da  denedik  ama  olmadı,  belki  bir  daha  sefere  derdik. Bir kez olmadı  diye  hemen  pes  etmeyin  ve  denemekten asla vaz  geçmeyin.

Bazı anneler soruyor çocuk 1 yaşında tatile gideceğim, evde yoğurt yapamayacağım, ne olacak şimdi? Çocuğunuz 2 günü yoğurt yemese veya otelde sunulan ya da marketten alacağınız bebek yoğurdunu yese, bebeğinizden ne eksilecek, sağlığı mı bozulacak, boyu mu kısa kalacak?  Rahat  olun  hiçbiri olmayacak. İnanın her şeyi böyle ince ince hesaplayıp düşündükçe,  başımıza çok daha kötü şeyler geliyor, hayatı olduğu gibi akışına bırakarak yaşamak gerekir.

Ya çocuğu  üşütürsek, nezle olursa, öksürürse, ateşi çıkarsa, ishal olursa,  el ayak ağız hastalığı olursa… Bunlar hayatın bir parçası, zaten siz tatile gitmezseniz de, dışarı çıkmasanız da başınıza gelebilecek şeyler. Bu saydıklarım çok sık görülen viral enfeksiyonlar ve eğer bu hastalıkları doktorunuzun da desteğiyle antibiyotik almadan doğru yönetebilirsiniz, bu hastalıklar çocuğunuza zarar değil, tam tersine fayda sağlar, bu tür hastalıkları fırsata dönüştürmek gerekir. Antibiyotik vermeden geçirilen her virüs enfeksiyonu bağışıklık sisteminin çok daha dengeli, esnek ve güçlü olmasını sağlar. Biz  buna  İmmun Fitness diyoruz,  yani anlayacağınız  çocuğun  bağışıklık  sistemi,  spor  salonunda  egzersiz  yapıyor  ve  sağlıklı  güçlü  oluyor. Bağışıklık sistemi hakkında daha  fazla  bilgi  edinmek  için Bağışıklık Sistemi Akademisi adlı makalemi  de  okuyabilirsiniz.

Bu yazdıklarımın ve zaman dilimlerinin kesin kuralları tabii ki yok,  ancak hayatınızı oldukça kolaylaştıracağıdanı ve keyifli hale getireceğinden eminim.

Aşağıdaki videolarda Uzm. Dr. Anıl Yeşildal, “Sık Görülen Bebek Hastalıkları” ile çeşitli sağlık konuları hakkında bilgiler veriyor.

    Kısaca özetlemek gerekirse:

  • Eğer özel bir sağlık sorunu yoksa, ilk haftalardan itibaren tatil dahil bebeğinizle birçok aktiviteyi yapabilirsiniz. Ancak yanınızda iyi bir çocuk doktoru götürmüyorsanız, kaliteli sağlık hizmetine kolayca ulaşabileceğiniz bir tatil noktası seçmeniz en doğrusu olacaktır. Kaliteli sağlık hizmeti derken her ateşe, her öksürüğe “boğazı kızarık, iltihaplanmış, antibiyotik alması gerekir” demeyen bir sağlık hizmetini kastediyorum.
  • 1,5-2 aydan itibaren, haftada bir gün, hiç  değilse 15 günde  bir,  bebeğinizi 2-3 saat başkasına bırakıp kendinize vakit ayırabilirsiniz.
  • 4-5 aydan itibaren bebeğinizle birlikte açık hava konserleri dahil birçok aktiviteye katılabilirsiniz. Hiç unutmuyorum bu söylediklerimi doğal olarak uygulayan bir hastamın annesi, bebek doğduktan sonra işlerini evden yürütmeye devam ediyordu ve bebek 4-5 aylık olduğunda bana da danışarak Amerika’da 15 günlük bir iş seyahatine katıldı, yanında hiç kimse yoktu, ortam da müsait olduğu için ana kucağına bebeğini koyarak, birkaç tane iş toplantısına bile katıldı. Tabii Türkiye’de bunu algılayacak iş ortamı bulmak zor, siz de bunu yapın demiyorum, ancak güzel bir örnek olduğu için paylaşmak istedim. Ancak çok özgür ve modern bir ortamda iseniz bunu bile yapmanızda bir sakınca yok
  • 7-8 aydan itibaren bebeğinizi 3-4 günden daha uzun olmamak üzere güvenilir bir aile bireyine bırakarak, eşinizle birlikte kısa bir seyahate gidebilirsiniz.

Bunları yapınca ne olur diyorsanız, kötü birşey olmayacağı  kesin,  çok daha mutlu ve huzurlu olursunuz, huzurunuz ve mutluluğunuz bebeğinize yansır,  bebeğiniz de daha huzurlu ve mutlu olur. Yani bu önerileri ve/veya benzerlerini uygulamak dünyanın sonu değildir. Eğer  bu  yazıyı  beğendiyseniz  sevdiklerinizle, sosyal  medya hesaplarınızda,  WhatsApp gruplarınızda paylaşarak sevdiklerinizin de hayatı keyfiyle  yaşamasına  katkıda  bulunabilirsiniz.

Hayatı detaylara takılmadan  olduğu gibi keyfiyle  yaşayın  lütfen. Bebeğiniz ve tüm Ailenizle birlikte mutlu ve huzurlu günler diliyorum.





Doktor Amcam Üyeleri Ne Diyor?
0 Yorum

Yorum Yazın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.



Doktoramcam.com

Menu