Kulaklıkla Müzik Dinlerken Dikkat

Kulaklıkla  Müzik Dinlerken  Dikkat

Duymada zorlanma ya da işitme azlığı halk arasında genellikle yaşlılıkla ilişkilendirilir. Oysa çocuk ve gençlerde de çeşitli nedenlere bağlı işitme kayıpları olabilmektedir.

İç, orta ve dış kulak yapılarının eksik ya da işlevlerinin bozuk olduğu bazı kalıtsal veya anatomik bozukluklar hastalıklar olabileceği gibi, doğumdan sonra da işitme kaybına yol açan çok çeşitli kulak hastalıkları vardır. Ancak pek önemsenmeyen, sonuçları uzun vadede ortaya çıkabilecek, sinsi bir neden: yani “yüksek sese maruz kalmak” da başlı başına bir işitme kaybı nedeni olabilir.

Silah sesi, konser ya da bir patlama sırasında ani ve kısa süreli şiddetli seslerde olduğu gibi, yüksek seslere uzun sürelerle maruz kalmanın da kalıcı işitme kaybına yol açabileceği bilinen bir gerçektir. Günümüzde cep telefonları, tabletler ve çeşitli taşınabilir mp3 çalarların kullanımı artık çocuklar arasında da yaygınlaşmıştır. Bunların işitme kaybına neden olabileceği konusu üzerine ebeveynler şüphe duymalarına karşın, çoğu kez bu durumda ne yapılması gerektiği bilinmemektedir. Pek çok araştırmacı yaptıkları tıbbi çalışmalarda, kulaklık takılarak yüksek sesle müzik dinlenen bu cihazların, erken yaşlarda işitme kaybı için bir risk faktörü oluşturabileceği sonucuna varmıştır. Ancak bu konudaki geniş pazar payı ve binlerce şarkıyı insanın cebinde taşıyabilmesi ve istediği zaman saatler boyunca dinleyebilmesinin çekiciliği, bu riskin göz ardı edilmesine yol açabiliyor. Bu durumda en azından kendilerini koruyabilecek önlemlerin kullanıcılar ve risk altındakiler tarafından bilinmesi gerekiyor.



Sessiz bir ortamda kulaklıkla müzik dinlenildiğinde ses şiddeti genellikle kabul edilebilir düzeylerdedir (yaklaşık 77 desibel). Ancak gürültülü bir ortamda, çevreden gelen sesi bastırmak için müziğin sesi yükseltildiğinde, dinleyicinin kulakları için tehlike başlamaktadır. Yapılan araştırmalar kulaklıklardan çıkan ses şiddetinin güvenli seviyelerin üzerinde olabildiğini göstermiştir. Daha açıklayıcı belirtmek gerekirse bilimsel veriler ve gürültü yönetmeliğimiz 85 desibel şiddetindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmamayı önerir. Bu süreler 88 desibel için 4 saat, 91 desibel için 2 saat ve 100 desibel için 15 dakikadır; şeklinde örnek verilebilir. Daha fazlasını merak edenler için formülize etmek gerekirse; sese maruz kalma süresi en fazla 8/2(ses şiddeti-85)/3 olmalıdır. Kısacası ses şiddeti az da olsa arttığında, dinleme süresi daha fazla kısalmalıdır. Taşınabilir müzik dinleme cihazlarının ölçümlere göre ses seviyelerinin 125 desibel’e kadar yükselebildiği biliniyor. Ayrıca kullanıcıların da yaklaşık dörtte birinin müziği, cihazlarının maksimum ses düzeyinin 80%’inden fazlasında dinlediği biliniyor. Yine de yapılan araştırmalarda yüksek seviyelerde kulaklıkla 1 saat süreyle müzik dinleyen çocuklarda bile, hemen sonra yapılan işitme testlerinde 5 ila 10 desibel geçici işitme kayıpları gözlendiği belirtiliyor. Bu durumu bir konser, stadyum veya diskotekte geçirilen birkaç saat sonrası duyulan kulak uğultusu şeklinde pek çoğumuz yaşamışızdır. Bunun sürekli olduğunu bir düşünün!

Çevresel Gürültü (dB:desibel: ses şiddeti)
Telefon çevir sesi80dB
Trafik gürültüsü (arabanın içinde)85dB
Metro (70 metre mesafeden)95dB
Kesintisiz ses seviyelerinde işitme kaybı
El matkabı98dB
Çim biçme makinası (1 metreden)107dB
Kulakta acıma başlaması125dB
Kısa süreli/Ani şiddetli seslerde kalıcı işitme kaybı
Jet motoru (30 metreden)140dB
Silah patlaması165dB
İşitme hücrelerinin ölümü180dB

Tablo: Bilinen çeşitli seslerin şiddetleri örnek olsun diye verilmiştir.

Ses şiddetine bağlı hasar (akustik hasar) hasar kişiden kişiye değişik düzeylerde, ancak tipik olarak iç kulakta (salyanzdaki işitme hücrelerinde) veya işitme sinirlerinde meydana gelir. Buna ek olarak bireylerde bildikleri veya farkında olmadıkları bazı sistemik hastalıkların varlığı, iç kulağı işitme kaybına daha yatkın hale getirmiş olabilir. Bir müzik televizyonu tarafından yapılmış olan bir ankette, katılımcıların yarısı yüksek sesle müzik dinledikten sonra çınlama, uğultu ve işitmede azalma gibi belirtiler yaşadıklarını ve çoğu bunu bir sorun olarak görmediklerini belirtmiş. Yani çoğu genç yanlış bir inanışla bu tip işitme kayıplarının tıbbi olarak geri döndürülebilir olduğunu düşünüyor. Oysa bu tip belirtiler olduğunda ses şiddetini azaltmak veya daha iyisi müzik dinlemeye bir süre ara vermek gerekiyor. Diğer uyarıcı olması gereken durumlar konuşma sırasında karşıdakini anlamakta güçlük çekilmesi ve arka plandaki seslerin duyulmasında zorlanmadır.

Yüksek ses nedeniyle gelişen hasara bağlı iç kulak tipi işitme kaybı yavaş ve sinsi ilerleyen bir durumdur. Maalesef dışarıdan gözle görülen de bir durum olmadığından erken dönemde hastanın kendisi dışında, ebeveynler dahil hiç kimse tarafından farkedilemez. Uğultu ve çınlama gibi erken belirtiler de kişi tarafından önemsenmeyebilir. Ancak işitme kaybı konuşma seslerinde de işitme kaybına yol açtığında, tekrarlatmalar veya yanıt vermemeler, yani kişinin çevre ile iletişimi bozulunca göze çarpabilir ve bu durumda da çok geç kalınmış olabilir. Bu nedenle toplumun ve özellikle kulaklık kullanıcılarının olası risklerin farkında olması ve aslında önlenebilir olan yüksek sese bağlı işitme kayıpları ile ilgili basit birtakım uygulamaları bilmesi faydalı olur.

“Ses şiddeti yükseldikçe, dinleme süresi kısalmalıdır” kavramı göz önüne alınarak bir öneri getirmek gerekirse, cihazın en yüksek ses seviyesinin 80%’i kadar olacak şekilde günde en fazla 90 dakikayı aşmamak uygun olur. Daha uzun sürelerde dinlemek isteniyorsa ses seviyesi 60%’ı geçmemelidir. Ya da Avrupa Birliği’nin önerdiği şekilde, 80 desibel ses şiddetinde haftada 40 saat, 89 desibel şiddetinde ise haftada 5 saat aşılmamalıdır.

Cihazın ürettiği sesler kadar, kulaklıkların tipleri de burada önem taşıyor.  Hangi kulaklık tipinin daha güvenli olduğu konusu dışarıdan ses alıp almaması ile ilgili. Çevredeki gürültü yükseldikçe kullanıcılar cihazlarının sesini yükseltiyorlar. Araştırmalara göre kanal içi kulaklıklar (ing.: insert), kulak içi (ing.: earbud) veya kafa üstü (ing.: earmuff) kulaklıklardan daha düşük seviyelerde sesle tatmin sağladıklarından daha güvenli olarak kabul ediliyorlar. Ancak bunlar kişinin kulak kanalına göre özel üretildikleri için fiyatları da yüksek olabiliyor. Bu nedenle prensipte hangi kulaklık olursa olsun, dışarıdan en az ses alan tercih edilmelidir. Böylelikle 9 ila 12 desibel ses şiddetinde bir farktan işitme korunmuş olabiliyor.

Kulaklıkların tek taraflı kullanılması da uygun değil. Alışkanlık gereği tek kulaklık kullanımı ya da örneğin diğer tekinin bir arkadaşa verildiği durumda ses yine yükseltiliyor. Bu da işitme için riski arttırıyor.

Ülkeler bazında da cihazların ses kapasiteleri konusunda yapılabilecekler vardır. Avrupa Birliği taşınabilir müzik dinleme cihazları ile ilgili güvenli ses düzeyini 85dB olarak belirlemiştir. Kullanıcı ses düzeyini en fazla 100 desibel ses şiddetine yükseltebilecektir. Limitlerin aşıldığı durumlarda, her 20 dinleme saati sonunda riskler konusunda dinleyici uyarılacaktır. 24 Ocak 2013’ten bu yana üretilen cihazların bu standartlarda olması beklenmektedir. Ancak bu uygulamalar henüz zorunlu tutulmamıştır ve halen piyasada bulunan cihazlarla ilgili olarak kişinin kendi önlemlerini alması gerekmektedir.

Bu önlemlere dikkat edildiğinde şu anki nesillerin henüz farkında olmadığı, bundan belki 10-20 sene sonra ortaya çıkabilecek işitme kayıpları önlenebilmiş olabilir. Atalarımızın “her şeyin fazlası zarar” sözü burada kulaklıkla yüksek ses seviyesi ile uzun sürelerle müzik dinleme için söylenmiş gibidir.





Doktor Amcam Üyeleri Ne Diyor?
0 Yorum

Yorum Yazın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.



Doktoramcam.com

Menu