Uyku Eğitimi : “Doğru Bilinen Yanlışlar”

Uyku Eğitimi : “Doğru Bilinen Yanlışlar”

Uyku eğitim ile değil, güvenle olur.

Gece sık uyanma özellikle 0-2 yaş arası bebeklerde en sık gördüğümüz uyku sorunlarından. Bunun yorgun uykuya geçme, stres yüklü gün geçirme, diş çıkartma gibi birçok sebebi olabilir.  Ancak biliyoruz ki,  memede/yüksek hızla sallanarak/ağzında emzikle vs gibi yöntemlerle uykuya dalma da sık uyanmaya sebep olan en temel faktörlerden biri. Ne yazık ki de bu sorunun çözümü için birçok ebeveyn uyku eğitimi ‘ne başvuruyor. Oysa ki bu sorunu çözmenin sağlıklı yolu uyku eğitimi değil,  bebeğin bu desteklere ihtiyacı olmayacak şekilde güven duygusu ile dolması ve huzurla uykuya geçmesini sağlamaktır.





Gerçekten “sorun” olan nedir?

Popüler kültürdeki beklentilerin aksine 0-2 yaşta kesintisiz uyku yoktur. Kimi bebek 24 aydan önce bu davranışı sergileyebilir, ancak bu genellenemez, her bebekten beklenemez. 6.aya kadar gecede  3-4 uyanma, 6-12 ay arası gecede 2, 12-18 ay arası gecede 1, 18 aydan sonra da 0-1 uyanma normaldir, ancak farklılıklar olabilir. Özellikle anne sütü alan bebeklerin gece uyanıp emmeleri de son derece normal ve sağlıklıdır.

Sağlıklı uyku hali ancak dingin beden ve dingin zihin ile mümkündür. Bu hal için bebeğin uykudan önce regüle/dengede olması gerekir. Ancak bebek beyin yapısı, 5 yaşına kadar kendi kendini sakinleştirme yeteneğine sahip değildir. Bu nedenle ebeveynin onu sakinleştirmek için temasta bulunması (sarılmak, yumuşak sesle ninni söylemek, kucakta tutmak, emzirmek gibi) ve ağır basan uyku haliyle baş etmeye çalışan, zorlanan bebeğine destek olması gerekir. Ancak, bu regüle olma fazı tamamlandığında bebek sakindir ve dalma hali kendi kendine gerçekleşebilir. Dalma davranışı da zaten yutkunmak, nefes almak gibi vücudun ilk günden itibaren bildiği bir haldir, uyku eğitimi ile bebeğe öğretilmesi gerekmez. Sadece bu davranışın ön koşulu olan sinir sisteminin dengede olması durumu ebeveynin desteği ile sağlanmalıdır.



Bu dalma aşamasında halen devam eden yüksek temas “kontrol kalıbı” haline gelir ve bebek gece her hafif uykuya geçtiğinde uyanırsa geri dalmak için bu kalıbı talep eder. Sonuç olarak mesela sallanarak dalan bebek gece her dalamadığında sallanma/temas talep edecektir. Yani sorun olan bebeğin uyku öncesinde kucakta olması, emmesi ve hatta vücut salınımında sakinleştirilmesi değil, dalma anında bunların devam ediyor olmasıdır.

Dikkat: Yenidoğan döneminde bebek yüksek temasla, emerek dalabilir. Bu dönem, bol emzirme ve bol kucakla, hayata ebeveyn eşliğinde uyum dönemidir. Gece sık uyanıp emme de normal bir bebek davranışıdır. 4. aydan itibaren uyku düzeni oturtma, 6-7.aydan itibaren de bağımsız dalma yönünde bebek davranış sergileyebilir. Ancak bunlar alt sınırlardır ve esas olan hem ebeveynin, hem de bebeğin buna hazır olmasıdır (Benim kendi kızım ilk 10 aylıkken kendi kendine daldı).

Bağımsız dalma için ne gerekir, ne gerekmez?

Bir bebeğin bağımsız uykuya dalabilmesi için uyku eğitimi gerekmez, güven duygusunu geliştirmek gerekir. Bebeklerin bağımsız yemek yemeleri, bağımsız giyinmeleri, yürümeleri veya konuşmaları için eğitim veriyor muyuz? Doğaları bunların hepsini yapmalarına elverişli ama bir tek uykuyu mu beceremiyorlar? uyku eğitimi ‘nin bebek doğasına aykırı olmasının yanında, bebek ruh sağlığına da birçok zararı vardır ve tamamen ebeveyn odaklıdırlar (bknz. Uyku Eğitimi ‘nin Zararları).

Bebeğin bağımsız dalabilmesi için ilk gereken koşul, onu uyutan ebeveynin regüle olmasıdır (Regüle olmak=Kişinin sinir sisteminin dengede olması, sakin ve dingin ruh hali). Regülasyonu kendi yapamayan bebek, ebeveynin dengede kalması ile ancak sakinler.  Uyku öncesinde uyanıklık süresi boyunca biriktirdiği stres ve ağır basan uyku ihtiyacı ile bebek yükselir. Bazen mıkırdar, ağlar, bağırır veya yay gibi kendini geri atarak sert vücut hareketleri yapabilir. Bunların hepsi “zorlanıyorum, sakinleşemiyorum, yardım et” mesajını veren sinyallerdir. Bu sinyallere regüle halini koruyarak temasla cevap veren ebeveynin bebeği bir süre içinde sakinleşir.

Bu bağımsızlık deneyimi toplam bebek gelişiminin bir parçasıdır. Hayatının geri kalanında bağımsızlık sinyallerini görmek, bebeğin bu deneyimlerine izin vermek ve eşlik etmek de, uyku öncesi kendi kendine dalma deneyimini destekler. Bebeğin kendi kendine yemesi, kendi giyinmesi, elinden düşen topu emekleyip kendi alması gibi girişimlerde bulunduğunda ne kadar ona izin veriyoruz? Üstü kirlenmesin diye elinden kaşığı alıp biz mi yediriyoruz? Oyuncağına uzanmakta biraz zorlandığında hemen uzanıp biz mi veriyoruz, yoksa onu “sen yapabilirsin” diye cesaretlendirip kendi almasına fırsat veriyor muyuz? Onun hızı ile yürümek ve sokakta “kontrol etmek” zor diye sürekli pusette mi gezdiriyoruz, yoksa bazen o yürüyor, arada düşüyor ama geri kalkıp devam ediyor, biz de şefkatle ona eşlik ediyor muyuz? Bu gibi bağımsızlık sinyalleri ebeveynleri tarafından fırsat verilerek cevap verilmeyen bebekler, ebeveynlerine bağlı olmaktan öte “bağımlı” hale geliyorlar. Bu bebeklerin de bağımsız şekilde dalmalarını beklemek, bildikleri yaşam düzeninin çok dışında bir beceri beklentisine dönüşüyor. Hatta onları çok zorluyor ve kimi zaman da daha fazla bağımlı olma olarak geri tepebiliyor.

Aşağıdaki videolarda Uzm. Dr. Erdem Uzunoğlu, “Yenidoğan Bebek Bakımı” hakkında bilgiler veriyor.

Pratikte ne yapılmalı?

  • Bebeğin uyanıklık hallerini oyun, açıkhava, soosyalleşme ile geçirip uykuya en az stres ile gitmesi sağlanmalı ki uyku öncesi regülasyon süreci kolay geçsin ve bebek uykusu kaçmadan, anne aşırı yorulmadan regüle olsun ve güven duygusuna kavuşsun.
  • Bebeğin uyku saatlerine dikkate edilmeli. Uyku sinyallerini takiben bebek bekletilmeden uykuya götürülmeli. Bekletmek veya daha fazla yormaya çalışmak bebekte sadece stresi artırır.
  • Güven vermeyen ve bebeği sersemletmeye yönelik ayakta sallama, evin içinde pusette uyutma gibi dalma yöntemlerinden daha ilk günden uzak durulmalı.
  • Güven veren ve yüksek temas içeren emzirerek, kucakta uyutma gibi yöntemler ise hayatın ilk aylarında zaten bebeğin ihtiyacıdır. Bebek hazır olduğunda (bunu ebeveyn hisseder!) ebeveyn uyku öncesi bunları kullanarak bebeği regüle eder ve ardından dalma anında bu davranışları yavaş yavaş geri çekerek bebeği uyutmaya başlayabilir.
  • Bebeklerde uyku öncesi davranış değişikliği (Örneğin ayakta sallanarak uyuyan bir bebeğin yatağında dalmasını desteklediğimiz bir süreçte) süreçlerinin en önemli kriterleri şunlardır:
    • Süreç aşamalanadırılmalıdır. Mevcut durumdan hedeflenen duruma adım adım gidilmelidir. Mesela ayakta sallanan bir bebek, önce ayakta ama her gün daha az sallanarak, daha sonra kucakta salınımla, daha sonta yanyana yatarak, daha sonra da kendi yatağında temasla dalabilir.
    • Süreçte bebek her yeni adımda ilk önceleri tepki verebilir ve bu normaldir. Bebeklerin beyninde en aktif bölge “ilkel-duygusal” beyin bölgeleridir. Özellikle ilkel beyin hayatta kalma motivasyonu ile çalışır ve yeni olan her şey de potansiyel tehlike olduğundan alarm verir. Savaş-kaç mekanizması devreye girer ve bebek kendini korumak için stres belirtileri gösterir. Bu anlarda paniklememek, sakin kalmak ve temasla ilkel beyne “güvendesin” mesajını tutarlı olarak vermek en önemlisidir.
    • Bu süreçlerde bebeklerin tolerans pencereleri zorlanır. Bu sebeptendir ki toleransı daha güçlü olan, bu konuda daha çok provaya sahip bebekler yeni deneyimlerde hissettikleri bu endişe anlarının üstesinden daha kolay gelirler. Bebeğin toplam hayatındaki tolerans deneyimleri de bu anlarla doğrudan alakalıdır.
    • Gelişim atakları, hastalık, diş çıkartma gibi dönemlerde bebeklerden büyük değişimler beklenmemeli, mevcut durum olabildiğince korunmalı ama en önemlisi bebeğin o dönemdeki ihtiyaçlarını gözetecek şekilde esnek olunmalıdır.

Uyku eğitimi ‘nin zararları nelerdir?

Aşağıda uyku eğitiminin zararlarına dair bir özet bulabilirsiniz. Bunlar bilimsel literatürde yer alanların sadece bir kısmıdır ve daha onlarcası mevcuttur.

Yöntemler bebek/çocuk duygusal/sosyal/bilişsel/beyin gelişimine uygun değildir ve çocuğa zarar verir.

  • Uyku eğitimlerinde kullanılan yöntem “koşullamadır” ve davranışsal psikoloji altında yer alır. En basit açıklaması ile yapılan çocuğun ağlamalarına/yakarışlarına tepkisiz kalınarak/görmezden gelinerek bu davranışın söndürülmesidir. Burada çocuğun ihtiyacı giderilmemiştir, sadece çocuk çağırdığında ebeveynin gelmeyeceğini, ona dokunmayacağını, yardımcı olmayacağını öğrenmiş ve artık ihtiyacını dile getirmekten vazgeçmiştir. Bu bir pes ediştir. Bu çaresizlikten susmaktır (1) (11). Bu ekol, daha ilk çıktığı günlerden bu yana davranışın nedenlerini değil, kendisini değiştirmeyi hedefler ve yöntemleri bunun üzerine kurguludur. Bundan dolayıdır ki çocuk gelişiminde hayatımızdan çıkması gerektiği, davranışların nedenlerini anlamamızın önemi de son yıllarda çocuk psikolojisi gündeminde yer almaya devam etmektedir. Örneğin bir çocuk 5 yaşında ve altına kaçırıyorsa, biz neden bu stresi yaşadığını sorgularız. Ya da bir çocuk yemeğini yemiyor diye o yiyene kadar onu bir odada yalnız bırakıp ağlatıyor muyuz? Onun yerine neden yemediğini, bunun bilin ve bilinçaltı seviyelerindeki nedenlerini anlayıp çocuğa yardımcı olmak esası üzerine çalışıyoruz. Uykularda da dalamama, sık uyanma gibi birçok sorun yaşıyor çocuklar. Burada önemli olan sorunların nedenlerini anlamak ve davranışın kendisinden ziyade ana gerçek soruna odaklanmaktır. Bu da koşullanma yöntemi ile olmaz, çünkü koşullama hem yüzeysel kalır, hem de bünyeye ekstra stres yükler, yani birçok durumda aslında ana nedeni körükler.
  • En güncel psikoloji ve nörobilim verileri der ki, uyku eğitimlerinde beklenen “kendi kendini sakinleştirebilme = regülasyon” yeteneği beyinde ortalama 5 yaşında gelişen bir beceridir. Ebeveyn odaklı olarak çocuk gelişim literatürüne giren uyku eğitimleri çocuklardan onların aslında yapamadıkları bir beceri beklenir. Ne kadar zorlandıklarını ve yara aldıklarını bir hayal edin! Yani uyku eğitimi bebeğin self-regülasyonuna (=öz-regülasyon, kendi kendini sakinleştirebilme becerisi) zarar verir. Bu becerimiz hayatın ilk yıllarında bu konudaki güven deneyimlerimiz ile doğru orantılıdır. Zorlandığı anlarda ebeveyn desteği ile regüle olan çocuğun beyninin bu bölümü prova yapar, bu anlarda yalnız bırakılan çocuk ise bundan mahrum bırakılmış olur. (1) Bu süreçlerde özellikle ağlama anlarında kucakta tutma ve sakinleştirme en gerekli yöntemdir. Hayatın ilk yıllarında sürekli fiziksel temas ve annenin varlığı ihtiyacı doğuştandır. Bu gelişimin “kucak dönemidir” (2) ve bebeğin/çocuğun sakinleşmesi, güvende hissetmesi için en doğru ortamdır.
  • Dokunulma, ihtiyaç belirtisi olan seslenmelere, ağlamalara yanıt alma sakinleşmenin ve stresi azaltmanın en temel çözümüdür. Travma tedavilerinde bile bu kullanılır. İhtiyaçları daha hızlı cevaplanan bebek hayatın güvenli bir yer olduğu mesajını alır ve ten teması sayesinde sakinler, uyku için ön gereksinim olan regüle hale geçebilir (3)(4). Uyku eğitimlerinde dokunma yoktur veya sınırlıdır, bebeğin ihtiyacına göre değil eğitimin kurallarına göre uygulanır.
  • Güvenli bağlanma ebeveynin bebeğinin sinyallerine açık olması, görmesi, cevap vermesi ve bu şekilde bebeğin ihtiyaçlarına cevap bularak hayatın güvenli olduğunu deneyimleyerek öğrenmesi sürecidir. Uyku eğitimlerinde ebeveyn talimatları uygular, sinyal izlemez. Bebek bu talimatlara maruz kalır ve sinyalleri cevap bulmaz. En yumuşak olduğu iddia edilen uyku eğitimleri dahi anne bebek arasındaki bu akışı engeller. Zira bu akış ancak annenin de o anda bebek gibi ilkel-duygusal beyni ile hareket etmesi ile mümkündür. Ancak talimat uygulayan beynin bilişsel çalışması ön plandadır ve ilkel-duygusal beyin fonksiyonları geri plandadır. Yani “ne yapması gerektiğini” düşünen beyin, bebeğin ilkel-duygusal motivasyonlar ile gösterdiği sinyalleri göremez, duyamaz ve zaten talimat uygulamaktan da cevap veremez.
  • Uyku eğitimlerinde “yöntem” uygulanır, bebeğin veya ebeveynin bireyselliğini (duygusal gelişimi, tetiklenmeleri, tolerans sınırı, bağlanma modeli, kaygıları vs) dikkate alınmaz. Oysa ki bağımsızlık içeren bir davranış, bireyin bu konudaki özgeçmişine ve duygusal hazırlığına çok bağlıdır. Özellikle ebeveynine kaygılı bağlanmış bebekler hele de böylesine zorlandıkları anla baş etme konusunda tek başlarına bırakılınca, üstesinden gelmesi oldukça zor yaralar alabilir. (3)
  • Uyku eğitimlerinde hedeflenen kesintisiz uyku 0-2 yaşın doğalında yoktur/çok seyrektir. Bilişsel ve duygusal gelişim kaynaklı, emen bebeklerde de emzirme süresi boyunca çocuğun ihtiyacına paralel gece uyanmaları normaldir.(1)

Uyku eğitimi ihmaldir.

  • Uyku eğitimleri bebekte stres yaratır. Bu da kortizol salınımına yol açar. Şu anda bilimsel olarak zararsız olan kortizol seviyesini bilmiyoruz, yani her türlü stres zararlıdır ve beyin gelişimini olumsuz etkiler: Ne olur derseniz de, beyindeki nöronları öldürür (3). Aynı zamanda yapılan başka bir araştırmada uyku eğitimi sonucunda uyuyan bebeklerin kanındaki kortizol seviyelerinin ağladıkları anlardaki kadar yüksek olduğu tespit edildi. Yani bebekler sakinleşmemişti, yüksek stres ile uyumuşlardı (Middlemiss, Granger, Goldberg, Nathans, Asynchrony of mother-infant hypothalamic-pituitary-adrenalaxis activity following extinction of infant crying responses induced during the transition to sleep). Yani bu kortizol salınımı ve stres eğitim boyunca ve sonrasında uyunan uykularda devam eder, eğitim sonunda da bitmez. Devamlı maruz kalınan stres ile yükselen kortizolün beyindeki hipokampüs bölgesindeki hücrelere zarar verdiğini ve bu bölgenin de öğrenme/hafıza ile yakından alakalı olduğunu da biliyoruz (5). Yine aynı sorun beyindeki stres yönetim bölgelerine de kalıcı zararlar verebilir. Hayatın ilk yıllarında maruz kalınan bu kronik stresin ileride yetişkin sağlığında birçok fizyolojik ve psikolojik soruna yol açtığı da kanıtlanmıştır (3) (4) (6). Ek olarak, bir yetimhanede yapılan araştırmada en yüksek kortizol seviyesine sahip çocukların en düşük dil, motor ve sosyal gelişime sahip olduğu bulunmuştur (7)
  • Uyku eğitimleri ebeveynde stres ve duygusal acı yaratır. “O karşımda ağladıkça benim içim ağladı, sonra da çıkıp ben ağladım” diyen ebeveynin şunu anlamasını isterdim: Beden yalan söylemez. Ebeveyn olarak her hücreniz bu deneyimi reddediyorsa, bunun anlamı nedir? Çünkü evrim süreci ebeveynin çocuğun sinyallerine şefkatle yanıt vermesi üzerine kurguludur. Yüzyıllardır süregelen insan uykusunda bozukluk vardı da son 50 senedir eğitimle mi düzeliyor bu?
  • Uyku eğitimlerinden sergilenen ebeveynlik tutarsız ebeveynliktir. Uyanıklıkta dokunan, yakın duran, seven ebeveyn uyku zamanı mesafe koyar, ağlamalara yanıt vermez ve hatta odada yalnız bırakır. Bebeklerde bu durumları durum özelinde algılama yeteneği yoktur, genelleme yaparlar. Bir anne bebeğine bu durumda cevap vermediğinde bu ihmaldir ve bebek “sen yoksun” mesajını alır. Bu karmaşık davranışlar sonrasında bebek ile ebeveyn arasındaki bağ zedelenir. Tutarsız davranışlar bebeğin beyninde malformasyona, duygu ve ilişkilerde sorunlara, ve davranış bozukluklarına yol açar (8).
  • Birçok anne karnı, doğum, erken bebeklik travmalarının gerek o aylarda, gerekse sonrasındaki yıllarda uyku sorunlarına yol açtığını biliyoruz. Bunları araştırmadan, anlamadan bir de çocuğu bu en çok zorlandığı anlarda desteksiz bırakmak, duygusal acısında onun yanında olmamaktır. Travmayı çözmek yerine, yarattığı olumsuz duyguları bedende saklı bırakır ve hatta bazı durumlarda da artırır. (4)
  • Uyku eğitimlerinde en masum görünen uyku saatlerine müdehale “Ben senin ihtiyacını senden daha iyi bilirim, senin bana ihtiyacını anlatmak için çabalamana gerek yok” mesajını verir. Bu hem çocuğun özeklik ve bağımsızlığına doğrudan müdehaledir, hem de kendi ihtiyaçlarını dile getirme becerisini görmezden gelmek, desteklememek anlamına gelir. Acıktığında, uykusu geldiğinde, sıkıldığında vs ihtiyacını dile getirebilen bağımsızlığı ve aynı zamanda işbirliği güçlü çocuklar yetiştirmenin sırrı, daha ilk günden beri onların sinyal verme ve kendini ifade etme becerilerini desteklemekten geçer. (1)
  • Uyku eğitimlerinde özellikle meme emen bebeklerin emzirme düzenlerine ve gece beslenmelerine müdehale vardır. Emzirme ihtiyaç bazlı olmalıdır ve bebekle-anne arasındaki bağ, fiziksel duygusal ihtiyaçlar gibi birçok nedene de bağlı gelişir. Gece beslenmesi ile bebeğin ihtiyacına göre emzirme dönemi sonuna kadar olabilir. Fiziksel kalori ihtiyacı 6.ayda bitse de bağlanma ve duygusal ihtiyaç, gece sütünün kendine has faydaları ve özellikle gece uyanmalarında regülasyon desteğine ihtiyaç duyan bebek için önemlidir. Bu emzirme düzenine müdehaleler meme reddine kada götürecek sorunlar yaratabilir. (3)
  • Uyku eğitimlerinde desteklenen ayrı yatakta ve odada uyuma, bazı bebeklerin gelişimleri, o güne yaşadıkları ve ebeveynleri ile olan ilişkileri sebebiyle aslında kaldıramayacakları bir bağımsızlık adımı olabilir. Buna itilen bebek de uyum sağlamaz ve strese girer. Zaten de beraber yatmanın gece uyanmalarına olan olumlu katkısı ve uyku kalitesini artırdığı gibi birçok yararı da kanıtlanmıştır  (9)
  • Uyku eğitimlerinin bilimsel bazı yoktur ve son yılların nörobilim verilerine de ters uygulamalardır. Zararsız olduklarına dair literatürde güvenilir 1 adet dahi akademik makale yokken, zararlarına dair sayısız makale yer alır. Halen de uyku eğitimi sonrasında uyunan uykuların kalitesi/yapısı ve uzun vadedeki zararları anlamaya çalıştığımız önemli araştırma konuları içinde yer alır. Ek olarak, özellikle memeli hayvanlarla yapılan birçok araştırma ebeveyn-yavru arasındaki ayrılma, dokunma ihtiyacının giderilmemesi ve yüksek strese maruz kalma gibi durumların yüksek kortizol, katekolaminler ve serotoninde azalma ile uzun vadede gelişimi/sağlığı olumsuz etkilediğini kanıtlamıştır. (10) (3) (12)

Sonuç olarak, bağımsız ve sağlıklı uykular uyku eğitimi ile değil bebekte güven hissinin gelişimi ile olmalıdır. İnsan gelişimi sürecine ters olan ve bebeğe zarar veren her türlü uygulamadan uzak durmak tüm ebeveyn ve uzmanların ilk sorumluluğu olmalıdır.

****

Kaynaklar

(1) Smith, S.O. 2015, Çocuğum Neden Uyumuyor, Doğan Yayınları, Istanbul, Türkiye.

(2) Liedloff, J. (1975). The Continuum Concept. Addison-Wesley Publishing Company.

(3) Middlemiss, W., Kendall-Tackett, K. (Ed) (2014) The Science of Mother-Infant Sleep, Praeclarus Press, Texas, USA.

(4) Perry, B.D.; Szalavitz, M. (2006) The Boy Who Was Raised As A Dog. Basic Books. NYC, USA.

(5) Bremner, J.D. (2006). Stress and brain atrophy. CNS and Neurological Disorders Drug Targets, 5 (5), 503-512.

(6) Shonkoff, Boyce, McEwen, (2009) Neuroscience, molecular biology, and the childghood roots of health disparities: Building a new framework for health promotion and disease prevention. JAMA, 301 (21), 2252-2259.

(7) Carlson, M., Dragomir, C., Earls, F., Farrell, M., Macovei, O., Nystrom, P., ve Sparling, J. (1995). Effects of social deprivation on cortisol regulation in institutionalized Romanian infants. Abestracts of Society for Neuroscience. 21, 524.

(8) Siegel, D.J.; Payne Bryson, T. (2012), The Whole-Brain Child.

(9) McKenna, J.J. (2012) Sleeping With Your Baby. Platypus Media, Washington DC, USA.

(10) Harlow, H.F. (1958), The Nature of Love, American Psychologist, 13, 673-685

(11) Solter, A.J. (2001). The Aware Baby.

(12) Van der Kolk. (1987) Psychological Trauma. Washington, DC. Amer. Psychiatric Press.





Doktor Amcam Üyeleri Ne Diyor?
0 Yorum

Yorum Yazın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.





Doktoramcam.com

Menu