Yenidoğan Bebekle Evinize Giderken

Yenidoğan Bebekle Evinize Giderken
Yenidoğan Bebekle Evinize Giderken

Tıbbi koordinatörümüz Uzm. Dr. Anıl Yeşildal, Youtube’ta Korna Tivi Kanalı’na konuk oldu. “Yenidoğan bir bebeğin ağlaması, acıkması, kakası, uykusuzluğu, aşısı, kontrolü, ek maması, yenidoğan halleri…” gibi konularda bilgiler verdi.

Not: Buradaki içerik izlediğiniz videoya ait metindir.

Korna Tivi sunucusu: Hakan Karaman

Evet arkadaşlar yine konuğumuz Uzman Pediatrist Doktor Anıl Yeşildal. Doktor Bey hoş geldiniz. Nasılsınız?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Hoş bulduk. İyiyim. Siz nasılsınız?

Hakan Karaman

Çok teşekkürler. Bugün müsaade ederseniz sizinle bebekleri konuşmak istiyorum. Sizin tabirinizle yenidoğanları konuşmak istiyorum. Çünkü biliyorsunuz ki günümüzde ebeveynler büyük bir hevesle çocuk sahibi olmak için uğraşıyorlar ve sonunda da 9 ay 10 gün sonra o bebek geliyor, bir tane yenidoğanımız oluyor.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Sonra da ne yapacağız biz bununla, bu da nereden çıktı? sürekli ağlıyor falan diye…

Hakan Karaman

Evet. Ağlayan, zırlayan, ondan sonra ben de şey problemi olmuştu, devamlı işiyordu yani bu çocuk, yani daha da çok şey, o bebeğin biliyorsunuz kakası falan da bir şeye benzemez falan o tip bir şey yani… Aslında bebekler neden işer? Onlar o kadar saf temiz ki işememeleri lazım falan diye düşünüyorsunuz ama işiyorlar. Bebeklerle beraber ebeveynlerin sıkıntıları da başlıyor. Özellikle şu dönemde bebeklerin sağlıkları konusunda devamlı endişe duyuyoruz ve onlar için, sağlıklı olmaları için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sizce doğan bir bebek herhangi bir şeyi yok, problem yok doğdu ama ebeveynlerinin sıkıntısının giderilmesi açısından bebekler için nelere dikkat etmeleri gerekiyor? neler öneriyorsunuz?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Öncelikle çok kısa tek bir cümle ile rahatlatmak istiyorum. Sorun zannettikleri şeylerin %95’i normal ama tabii ki bu sormasınlar, endişe etmesinler anlamında değil. En azından doktorlarına ulaşana kadar takıldıkları şeyin büyük ihtimalle normal olduğunu bilirlerse bu onların panik katsayısını azaltacaktır.

Bebeğin ilk kontrolü ne zaman olmalı?

“Bir yenidoğan bebek ne zaman ilk kontrole gitmeli? ” Çok sık sorulan bir soru isterseniz ondan başlayabiliriz. Şimdi bir bebek doğduktan sonra bir miktar kilo kaybeder, ilk hafta kilo almaz bu normal. Hastaneden genellikle 48 saatte taburcu olunuyor. %3-5 bir tartı kaybı olması doğaldır. Dolayısıyla bebek taburcu olurken kilo kaybı yüzde kaç? 2. günde %8-10 hele de %10’un üzerinde bir tartı kaybı varsa çocuk zaten taburcu bile olamaz. Sınırda bir tartı kaybı varsa hemen ertesi gün belki kontrole gitmeli. Çıkarken emme sorunu var mı? Anne ile bebek arasındaki adaptasyon tamamlanmış mı? Çıkarken Sarılık var mı? Sarılığın derecesi bebeğin doğum sonrası saati ile kronolojik saati ile son derece yakından ilişkili. 3 günlük bir bebek için önem arz etmeyen 8 mg bir Sarılık, 24 saatlik ya da 12 saatlik bir bebek için ciddi bir sorun oluşturabiliyor. Yine anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığı var mı? Bu üç parametreye bakarak bebeğin kaç gün sonra ilk kez doktor kontrolüne gitmesi gerektiğine karar verebiliriz.

Hakan Karaman

Bu bebek taburcu edilmeden önce mi bakılıyor?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Genellikle bebek taburcu edilmeden önce birçok hastanede her ihtimale karşı hele de gözle görülen bir Sarılık varsa, şüpheli bir durum varsa mutlaka Sarılık ölçülüyor. Beslenme ile ilgili bir şüphe varsa kan şekeri ölçülüyor. Bunlar için bebeğin damarından kan almak, kollarını çok delmek te gerekmiyor. Çok ince bir lansetle topuğundan çok az, bir kaç damla kan alarak bu ölçümler yapılabiliyor. Yine Sarılık dedik, şeker ölçümü dedik, çıkışta kilo ölçümü… Bunlara göre zaten bebeğin doğumunda ilgilenen doktoru ve hemşireler aileye kaç gün sonra kontrole gelmeleri gerektiğini söylüyorlar ama hani bu bir özet bilgi, bir nosyon olsun diye ben yine de bundan bahsetmek istedim.

Hakan Karaman

Anladım. Pekala bebeği aldık eve götürdük. Ondan sonra ne yapacağız? Ondan sonra nasıl davranmamız gerekiyor? Çünkü şimdi biz yabancı bir cisim aldık eve götürdük ve o bize alışık değil, biz ona alışık değiliz.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Kullanma talimatını da vermiyorlar işin kötüsü.

Hakan Karaman

Kullanma talimatı yok, kapatma düğmesi yok.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Aslında kullanma talimatı var; “DOĞA” . Doğadan gelen seslere, impulslara dikkat ederek zaten bebeğin, farkına varmadan o aslında bize kullanma talimatını veriyor. Öncelikle bebekler ağlıyor. En büyük şikayet anne babaların en sık şikayeti: “Ağlıyor” .

Ağlamanın en sık sebebi dünyaya gelmiş olmak

Yaaa siz 9 ay boyunca yapışık yaşadınız. Sıcak, karanlık bir ortamda, ekmek elden, su gölden yaşıyor bebek. Nefes almak için bile bir çaba göstermiyor. Karnından bir boru ile oksijeni, glükozu, aminoasitleri, her şeyi hazır bir şekilde sunuluyor ve siz birdenbire hiçbir izin almadan, imza almadan bu bebeği dışarı çıkarıyorsunuz. Soğuk bir yer, aydınlık bir yer, gürültülü bir yer… Artık yaşama tutunması gerekiyor. Dakikada 60 kez nefes alacak, günde 8 kez kocaman bir portakalı ağzına sokmaya çalışıp oradan beslenmeye çalışacak. Yani o bebeğe de biraz anlayış göstermek gerekiyor. Bebek diyor ki: “Ben burada mutsuzum, eski hayatımı özlüyorum. Bana biraz simülasyon yap, yakın olayım ben sana, yapışık yaşayalım, koala gibi olalım, beni yatağa koyma. ”

Yenidoğanların çoğu beşikte, yatakta yalnız yatamaz

Yenidoğan bebeklerin çoğu yatmaz. Lütfen yatmıyor, yatınca ağlıyor diye aç olduğunu veya gazı olduğunu zannetmesinler. Çok basit bir deney: Kucağıma aldım susuyor mu? Tamam susmadı. Memeye koydum susuyor mu? Tamam. Ve çoğu zaman aslında böyle yani aslında çoğu zaman sadece Dünya’ya bir adaptasyon süreci var. Yenidoğan bebeğin ağlamasının büyük bir kısmı bu. İkincisi de kendini ifade etme şekli; Konuşamıyor. Kendini ifade etme şekli: Ağlamak.

Hakan Karaman

Ağlamanın tonları ile kendisini ifade ediyor. Daha önce bizim psikolog arkadaşımızla yaptığımız programda da o aynı şeyi söylemişti. “Doğum Travması” demişti. Yani ana karnından çıkınca çocuk bir travma yaşıyor.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Sudan çıkmış balığa dönmüş demek de aynen bunun için geçerli.

Hakan Karaman

Aynen ve ondan sonra da o travmayla hayata tutunmaya çalışıyor diyor. Peki bebek bu ağlamanın 50 tonu ile beraber kendisini ifade ediyor.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Çoğu zaman bu ağlamanın ses tonundan bu bebeğin neden ağladığını bilmiyoruz ama istatistiksel olarak sıraladığımızda dış dünyaya adapte olmak için bu travmadan dolayı ağlıyor. Siz onu omuzunuza, göğsünüze koyarsanız ille anne olması da şart değil. Karnı aç değilse, baba, anneanne, babaanne, herhangi bir insan onu omuzuna koyduğu anda o ten teması sıcaklığı alıyor, tık tık tık kalp sesini duyuyor, sizin nefes alıp verdiğinizi duyuyor ve kendini hala anne karnında zannediyor. O yüzden rahatlıyor ama siz onu yalnız başına uzak bir yere koyduğunuz zaman da inanılmaz bir strese giriyor.

Hakan Karaman

Peki şey derler. O durumda da “Alıştırma”. Alıştırırsan devamlı kucak isteyecek…

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Yok. İlk 3 ay yine de hiç değilse ilk 1-2 ay kesinlikle bu konuda terbiye edilemez. Çocuğun ihtiyacı, doğal ihtiyacı bu, çocuğa büyük bir işkence bu. Böyle bir şey hastalarıma kesinlikle önermiyorum. 3 aydan sonra yavaş yavaş terbiye etmeye başlayabiliriz. O zaman ağlatabilirsiniz biraz ama yenidoğan bir bebek yatınca ağlıyor diye orada ağlatılamaz yani böyle bir şey yok.

Hakan Karaman

Burada o zaman işin doğrusu yenidoğan bebekle annenin belli bir süre haşır neşir olup böyle beraber yatarak vakit geçirmesi filan mı?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Evet alt alta, üst üste, bebeği şöyle koyar, anne böyle kaykılır, yarı uyur yarı uyanık şekilde koala gibi yaşar. Kanguru cebinde gibi yaşar yenidoğan bebek. Ha var tabii ki çok kolay adapte olan, yenidoğan döneminde de mışıl mışıl uyuyan, yatağında uyuyan bebekler var. Onları tabii ki alın da yapışık yaşayın demiyorum. Ancak bebek bunu talep ediyorsa, bunu yaptığınız zaman rahatlıyorsa; O bebeği ille de 1 aylıkken terbiye edeceğiz diye bir şey yok yani.

Hakan Karaman

Bebeğin cinsine bakacağız yani ne talep ettiğine bakacağız ona göre hareket edeceğiz.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Evet. Aynen öyle.

Hakan Karaman

Peki bu çocuğun gelecekteki sağlık veya yaşantısını etkiliyor mu, bu ilk çevreler 1-2 Ay?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Yani düzenli anne sütü alması, temiz bir ortamda yetişmesi, çok sıcak ortam olmaması… Bunların hepsi tabii ki sağlığını etkiliyor ama ağlayan yenidoğanı kucağa almamak psikolojisini ne yapar? O konuda bir yorum yapmak doğru değil. Çok insani gelmiyor yani çocuğun ihtiyacı bu. Siz onun ihtiyacını karşılamıyorsunuz. Altını değiştirmemek ve beslememekten çok farklı değil. Kucakta sakinleşen bebeği, yenidoğan bebeği ille de yatakta uyuyacak diye ısrar etmek çok insanca değil bence.

Hakan Karaman

Peki bu ilk dönemde ki bizim çocukla ilişkimiz veya ona davranışımız, çocuğun İmmün Sistemi üzerine etkileri nedir? Yani çocuğun İmmün Sistemi doğduğu andan itibaren oluşmaya başlıyor.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Özellikle normal doğumla İmmün Sistem oluşmaya başlıyor. Kaba tabirle; Hani Allah o bebeği bokun içinden boşa çıkarmamış derler. Bir hocamızın bir tabiri vardı. Hoş görsünler izleyenler ama gerçekten öyle. Bebek normal doğumda son derece pis bir bölgeden çıkıyor. Bunun gerçekten doğal bir amacı var, orada çok faydalı bakteriler var ve normal doğum sırasında bebeğin ağzından girerek tüm sindirim sistemini döşüyor ve bağışıklık sisteminin ilk eğitimi bu şekilde başlıyor.

Sezeryan bebeğin bağışıklık sistemine ilk darbeyi vuruyor

Sezeryan yaptığımız zaman bu bakterilerden mahrum kalıyoruz ve anne sütü alarak bu bakterilerin yavaş yavaş orada yerleşmesini beklemek zorunda kalıyoruz ve bu 1-2 aylık bir gecikmeye sebep oluyor. Ha bir de anne sütü kesilirse, sezeryan olunca genelde anne sütünün gelişi de gecikiyor, yanlış uygulamalar, işte bebek ağlıyor, aç. Mamayı verdik sustu. Siz bebeğe ne verirseniz bebek ağzına alır yani bu anne göğsü de olabilir, biberon da olabilir. Sürekli emme içgüdüsü var zaten. Dolayısıyla onu alıyor olması, susuyor olması onun aç olduğu anlamına gelmiyor. En büyük hatalardan biri; Ağlıyor mamayı verdik sustu ve sonra o 1 mama 2 oluyor, 2, 3 oluyor bir bakıyorsunuz anne sütü kesilmiş. Mama, anne sütünün düşmanı bir kere verdiğiniz zaman o yavaş yavaş artıyor. O arttıkça anne sütü daha da azalıyor ve ikinci bir darbe daha geliyor bağışıklık sistemine. 3. darbe de en ufak bir ateşte bir boğaz kızarık deniyor falan hemen bir antibiyotik veriliyor. Çocuğun kakasında bir yeşillik görülüyor işte kakasında mikrop var deniyor. Antibiyotik veriliyor. O da bağışıklık sistemine 3. bir darbe oluyor açıkçası.

Hakan Karaman

Bu antibiyotiği ebeveyn mi kullanıyor? doktor mu veriyor?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Ebeveyn direkt kullanamıyor. Çünkü reçetesiz antibiyotik satılmıyor ama ne yazık ki Türkiye’deki sağlık sistemi çok fazla hasta görülüyor olması gereksiz suçlayıcı TCK falan hepsini bir araya koyduğunuzda risk almamak, riske sokmamak ya da yoğun hasta trafiğinde tahlil yapmaya vakit bulamamak, tahlil yapmak için maddi imkanların olmaması… Birçok faktör bir araya geldiğinde antibiyotik kullanımı %95 boşa, kesinlikle yüzde 5’i gerçekten gerekli, %95 boşa. Bu da ilk 2 yaşta özellikle maalesef bebekler için bağışıklık sistemine 3. bir darbe oluyor kısaca bir özet yapalım mı?

Hakan Karaman

Evet. Yani çok önemli bir yere geldiniz. Çocukların doğduktan sonraki anneye yakın olma ihtiyacının çok önemli olduğunu öğrendik. Çünkü çocuk, anne karnından çıktığı için kedisini bir boşlukta, Doğum Travması içinde bir boşlukta buluyor ve o boşlukta tekrar annesini istiyor. Annesine yakın olmak, annesinin nefesini duymak, onun kalp atışını duymak istiyor. Bu çocuk için çok önemli. Çocuğun gelişimi için çok önemli. Onu sizden öğrenmiş olduk ve bu arada çok önemli iki konuya değindiniz. Bunlardan bir tanesi sezeryanla, normal doğum… Bir dahaki programda mutlaka sizinle görüşmek istiyorum. İkincisi de çocuğun ilk antibiyotik ile tanışması konusu. Bunları müsaade ederseniz bundan sonraki bölümlerde teker teker ele alalım. Sizce de uygun olursa ne dersiniz?

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Kısaca üçünü sayarsak; Sağlıklı bir bağışıklık sistemi olan bir bebek, çocuk büyütmek, bir erişkin yaratmak istiyorsak çünkü bu erişkin hayatı da etkiliyor. Kanser veya işte kalp hastalıkları, tansiyon veya birçok Otoimmün Hastalık var. Diyabet, Şeker Hastalığı, Hashimoto Hastalığı, Multipl Skleroz. Bunların hepsi Otoimmün Hastalıklar. Bağışıklık sisteminin aşırı çalışması ile ilgili hastalıklar. Bağışıklık sistemi dengeli olacak kardeşim. Ne çok güçlü olacak, ne çok zayıf olacak.

Biz alerji, kronik hastalıklardan, enfeksiyon hastalıklarından uzak sağlıklı bir birey yetiştirmek istiyorsak normal doğumla doğacağız. İlk 6 ay sırf anne sütü alacağız ve kademeli olarak azaltarak bunu 2 yaşa kadar sürdüreceğiz ve mümkünse 2 yaşa kadar hiç değilse bir yaşa kadar da antibiyotik almayacağız. Tabii ki gerçekten mecbur kalıp da antibiyotik verilen durumlar var ve bunlara bir şey diyemiyoruz ama her şeye ota tüye de antibiyotik vermek de çok doğru bir şey değil açıkçası.

Hakan Karaman

Çok teşekkür ederiz. Bu konuları devam eden görüşmelerimizde tekrar ele alacağız. Bizi izleyenlere çok teşekkür ediyorum. Size de vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.

Uzm. Dr. Anıl Yeşildal

Ben de teşekkür ediyorum bu konuyu bana anlatma fırsatı verdiğiniz için.

Hakan Karaman

Kolay gelsin iyi çalışmalar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

6 + 5 =