Emzirme Bırakma ve Uyku

Emzirme Bırakma ve Uyku

Emzirmek hayatın ilk yıllarının en önemli konularından biri. Bana sorarsanız da en doğal süreçlerden biri olmasına karşılık bazen en zor, bazen de toplumun en yargılayıcı, en baskıcı olabildiği alanlardan bir tanesi.





Emziren anneler kadar emziremeyen annelerin de kendilerini sıkışmış hissettiği, kimi zaman bir mecburiyet, kimi zaman da bir görev halini alan deneyimler arasında. Benim gözlemim bu konunun en içgüdüsel hali ile annenin kendi doğalında, kendi tercihleri ile, kendini ve çocuğunu dinleyerek yaşaması gereken bir süreç olması gerekirken, kurallar silsilesi ile zorlaşan, nasıl devam ettirmek ve nasıl sonlandırmak konusunda da kafaların karışık olduğu bir hal aldığı yönünde. Bu konu, hakkında kitap yazılacak kadar genişken, bu makalede emzirme bırakmanın dinamiklerinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Emmek bebek için ne demek? Anne için ne demek?

Emmek bebek için hem bir BESLENME, hem de DUYGUSAL GELİŞİM süreci. Hayatın ilk aylarında ilişki kurmanın önemli bir paydası. Fiziksel açıdan bakınca doyma, sindirim sistemini rahatlatma ve bazen de susuzluk giderme. Duygusal açıdan baktığımızda da güvende hissetme, sakinleşme, dinlenme, ilişkide kalma ve kimi zaman da eğlenme, keyifli zaman geçirme 🙂 Anne de tüm bunların diğer yarısı. Bebeğini besleme, iyileştirme, şefkat verme, rahatlatma, onunla dinlenme, güven verme, sakinleştirme, ilişki kurma ve aynı ölçüde keyif alma.

Şimdi emzirme bırakma sürecini böyle bütünsel bakarak ele alalım.


Ne zaman?

Emzirme bırakmanın zamanlaması, emzirme konusundaki her konu gibi bebek ve anne özelinde değerlendirilmeli. Bu konudaki güvenilir kaynaklar en az iki sene emzirin diyor. Anne sütünün ve emzirmenin yararlarını düşündüğümüzde ne kadar bu genel bilgiye uyumlu bir süreç, o kadar sağlıklı desek de, bu her zaman böyle olmak zorunda değil. Emzirmek hem bir beslenme, hem de bir ilişki kurma şekli demiştik. Ve beslenme de, ilişki de ömür boyu. Önemli olan bu temel süreçlerin olumlu devam etmesi. Yani hem beslenme, hem de ilişkimiz emzirme bırakma sonrasına hazır mı? Sadece bebeğim değil, ben hazır mıyım? Özellikle duygusal gelişim konusunda ebeveynin farkındalığı yeterli mi ve çocuk da yine duygusal gelişiminde geldiği noktada bu tecrübe için yeterli olgunluğa sahip mi? Sorulması gereken en temel soruların bunlar olduğuna inanıyorum.

Bu süreçte bebeğin ihtiyaçları ve annenin verdiği ebeveynlik dışında, annenin emzirmek ile ilgili hissettiği duygulara verdiği farkındalık ve şefkat da bir o kadar önemli. Çocuğu her anlamda hazır olsa da annenin emzirmeyi bırakmak istememesi ne anlama geliyor? Belki kendini diğer alanlarda yeterli hissetmemesi (yeterli olup olmaması değil), belki sosyal destek ağının çok zayıf olması ve tek başına bu süreci yaşamaktan korkması, belki bu tecrübenin ona “terkediliş ve kopuş” olarak hissettirmesi? Veya tam tersi bir durumda, bebeğini artık emzirmek istemeyen bir anne bize ne anlatmaya çalışıyordur? Belki bağlanmakta zorlanma, belki çocuklu hayatta kapana kısılmış hissetme ve özgürlük arayışı, belki yoğun kaygı? Tüm bunlar belki bugünün ihtiyaçlarına dair birer sinyal, belki de annenin geçmişte aldığı ebeveynlik ve hatta emme deneyimine dair birer ipucu. Sevsek de sevmesek de bu halleri, onlar var. Annenin bu duygularının da tüm süreçte dikkate alınması değerli, ortak ilişkilerinin gelişimi açısından önemli diye düşünüyorum.

Eğer emzirme bırakmaya hazır değilsek, önce hazırlanalım ve öyle sonlandıralım, acele etmeyelim. Önemli olan bebek ve anne özelinde DOĞRU ZAMANDA bunu yaşamak.

Emzirmeyi bırakmak ne demek? Tüm resmi görüyor muyum?

Emzirmeyi bırakmak bir GELİŞİM adımı. Doğal büyüme halinin bir parçası. Aynı zamanda bir özerkleşme, bireyselleşme, anneden ayrılma -bağlı olup, bağımlı olmama- süreci. Kendi içinde bir ayrılık, bir bitiş ve bir son. Her son gibi biraz hüzün, biraz değişim ve güven alanından çıkma, aynı zamanda da yeni başlangıçların tazeliğini, heyecanını içeriyor. Bir terkediliş ve reddetme değil, bir kopuş değil. Anne ve ilişki oracıkta duruyor, sadece şekil değiştiriyor.

İşte bütün mesele de, emzirme bırakma sürecinde ve sonrasında bu süreci bu şeffaflıkta görebilmekte. Annenin kendini veya bebeğini etiketlemeden, tüm yanları ile bu süreci şefkatle anlaması, kabullenmesi de çocuğa güven veriyor.

Emzirme bırakma sürecinde ilişkide hangi kasları geliştireceğim?

Bebeğin hayatının ilk aylarında emerken aldığı duygusal desteği, emzirmeyi azaltma veya bırakma süreçlerinde ebeveynleri ile olan ilişkisinden alması en önemli konu diyorum. Tüm süreçte bebeğin duygusal gelişimi açısından sağlıklı ilerlemek adına, bebeğin emerek tatmin aldığı duygusal ihtiyaçları, ebeveyn emzirme dışındaki ilişkisi ile de vermeye hazır mı? “Anne” değil, “ebeveyn” diyorum çünkü bu süreçte bebekle bağ kuran başta baba olmak üzere, bakıcı, anneanne gibi herkes sürecin bir parçası.

Güvende hissettirme: Emen bebeğin karşıladığı en temel duygusal ihtiyaç güven. Bu satırlara sığmayacak kadar geniş olan güven konusunu kısaca özetleyelim. Güvende hissettirme, ne yaptığım ile değil, KİM OLDUĞUM ve NASIL BİR İLİŞKİ KURDUĞUM ile oluyor. Öncelikle ben güvende hissediyor muyum? Benim kaygı seviyem nasıl? Her gün sinir sistemim bebeğimle ilişki kurarken nasıl bir deneyim yaşıyor? Ancak ben dengeli olduğumda, bebeğimin güvende hissetmesi için gereken ortamı ve ilişkiyi sağlayabilirim.

İkinci olarak, ilişkimde bu güven halini veriyor muyum? Bu bebek ebeveyni ile ilişkisinde GÖRÜLDÜĞÜNDE ve ANLAŞILDIĞINDA oluyor. Bebeğime tam dikkat verdiğim anlar gün içinde dengede mi? Onun sinyallerine dikkat veriyor muyum? Onu gördüğümü ve ihtiyaçlarını, duygularını anladığımı gerek bunları karşılayarak, gerek ilişkimde bunu ona geri vererek ortak tecrübelerimizin doğal bir parçası olarak yaşıyor muyum? “Bu oyundan sıkıldın, bunu görüyorum, biraz yürüyüş yapalım mı?”, “Emeklemek istiyorsun, zorlanıyorsun ve yoruluyorsun bunu anlıyorum”, “Kocaman bir kule yaptın ve bunun seni ne kadar heyecanlandırdığını görüyorum”

Güven meselesinin bir parçası da KOLLAMA/KORUMA. Korku, kaygı gibi duygularda hem bu duyguları ifade etmesi için alan açıp, hem de ona koşulsuz korunma, kollanma sunuyor muyum? “Çekiniyorsun çocuklardan ve yanımda beklemek istiyorsun. İstediğin kadar yanımda kalabilirsin, sen istediğinde parka doğru beraber yürürüz”, “Yüksek seslerden çok korktun, yanındayım. Sana zarar veremez, ben senin korurum”

Buradan baktığımızda, bebeğim emmediği zaman da güvende hissediyor mu?

Sakinleştirme: Emmenin bir bebeğe verdiği en önemli duygusal desteklerden biri bu. Emen bebek sakinleşiyor, sinir sistemin dengeleniyor. Ancak sakinleştirmek ve sakinleşmek aslında İLİŞKİ KURMAK İLE oluyor. Bugün bilimsel olarak da biliyoruz ki, göz-ses-ten teması ve dikkat verme ile çocuğun görülmesi, anlaşılması beraberinde sakinleşmeyi getiriyor. Gerçek bir EMPATİ ve o anda hissettiği kaydı, korku, sıkılma gibi zor duygulara gösterilen SAYGI, ifade hakkı, bunların dile gelmesine şefkatle verilen süre sinir sisteminin yavaş yavaş aşağı inişini sağlıyor. Bu tecrübe de hem ebeveyn, hem de çocuk tarafında prova gerektiriyor. Emzirme azaltma ve bırakma süreçlerinde geliştirmemiz gereken en önemli kaslardan birinin bu olduğuna inanıyorum.

Dinlenme: Emekleme ve yürüme dönemleri boyunca ve sonrasında çocuk hareketli, keşfetmek için tüm gün aktivite peşinde. Bu da gelişiminin normal süreci. Dinlenmek istediğinde kucağa geliyor, emiyor, hem kasları gevşiyor, hem de sinir sistemi dinleniyor. Yine emzirmenin azalma ve bırakma süreçlerinde bu anları bebeğe ilişki halim, ten temasım, kendi dingin beden dilim, oyunlarım ile veriyor muyum? Kucakta göz göze oynanan bir söz oyunu, bir fış fış kayıkçı, ten temaslı sakin şarkılar ile dinlenmesine alan açıyor muyum?

Keyif alma: Bebeğin ve annenin bu çok sevdiği ortak tecrübe bir keyif, bir sohbet, bir sevgi alışverişi. Bu oyunlarımızda, emzirme dışı sohbetlerimizde var mı? Göz göze, birbirimize dikkat vererek eğleniyor muyuz? Ten temasımı ona koşulsuz vererek, ihtiyacı olan yerlerde sevgimi ve ilgimi bebeğime hissettiriyor muyum?

Emzirme bırakma bir ayrışma, özerkleşme. Bunu destekliyor muyum?

Emzirmenin azalması ve sonlanması sürecinde bebek büyüyor, ebeveyne bağımlı olmaktan bağlı olma yolculuğunda ilerliyor. Onun ayrı bir BİREY oluşuna, ÖZERK VAROLUŞUNA verdiğim dikkat ve destek ne kadar? O büyüdükçe onunla GÜCÜ PAYLAŞIYOR MUYUM? Evdeki kaptanlığımı korurken onun kendi karar verebileceği alanlar yarattım mı? Seçimler sunarak kontrol ihtiyacına cevap veriyor muyum? Yani, onun benden ayrışmasına ben hazır mıyım ve onu hazırladım mı?

Beslenme düzeni, katı gıda alımı nasıl? 

Hayatın ilk aylarında çocuğun açlık ve susuzluk ihtiyacının tam karşılığı, ilerleyen aylarda da önemli bir parçası anne sütü. 1 yaşa doğru katı gıda ile dengelenmeye başlıyor. Emzirmeyi bırakmaya hazırlanan bir çocuğun da beslenme düzeninin dengesini sağlamak, gün akışında onun açlık ve evin hayat düzenine paralel öngörülebilir, düzenli ve keyifli, yine ilişki ile desteklenen bir yemek yeme düzeninin varlığını sağlamak değerli. Bu konuda çocuk doktorunuzdan destek alarak ilerlemenizi öneririm.

Aşağıdaki videolarda Uzm. Dr. Duygu Gür Ünal, “Bebeklerde Ek Besinlere Geçiş” ve “Özel Aşılar” hakkında bilgiler veriyor. Videolarımızdan önce “Kardeşim Sağlıklı Besleniyor” adlı animasyonumuzu da çocuklarınıza keyifle izletebilirsiniz.

Hepsi tamam, peki nasıl yönetelim bu süreci?

Emzirmeyi sonlandırmak, en az emzirme sürecin kendisi kadar pozitif, tatmin edici ve mutlu yaşanmayı hak ediyor.

Süreç: Öncelikle, bu bir süreç. Kimi zaman aylara, kimi zaman haftalara yayılan bir zaman dilimi. Doğalı, bebeğin fiziksel ve duygusal gelişimine verilen dikkat ile emzirme aralarının açılması ve emzirmenin kendi kendine azalması. Bu süreçte katı gıda alımı ve ilişkinin paydaları doğal akışta artıyor. Yani aslında süreç kendi kendine ilerliyor, bu da farkında ebeveynliğin bir sonucu olarak yorumluyorum. Ancak kimi zaman ebeveyn bu farkındalığı sonradan kazanmış olabiliyor ve yukarıda bahsettiğim gelişim alanlarına dikkat vererek önce kendini ve bebeğini hazırlıyor, bu süreçte de zaten emzirme kendi kendine dengeleniyor, AŞAMALAR HALİNDE aralar açılıyor. Bu aşamalandırma sürecinde de önerim KOLAYDAN ZORA DOĞRU gitmek oluyor. Azar azar verilen bu tolerans provaları, sinir sistemini güçlendiriyor. Belki önce sıkıldığında, kaygılandığında emdiği ara emmeleri azaltmak, belki sonrasında annenin işten dönmesi gibi yoğun özlem duygusunun olduğu ana doğru geçmek, belki de sonrasında uyku önceleri veya varsa gece uykusu arasındakine sıra gelmesi. Bu sıralamada önemli olan çocuğun ihtİyaçları, bunu da en iyi ebeveyninin bileceğine inanıyorum.

Artık sona yaklaştığımızda ise yine aşamalandırma esas. Ben her bir azaltılan emzirmeden sonra en az birkaç hafta ara verilmesini, hayatın doğal akışında o anda emzirme olmasa da çocuğun buna tam olarak uyumlanmasını ve ancak o zaman bir sonraki adıma geçilmesini öneriyorum. Kaç gün geçtiğinden ziyade, çocuğun adaptasyonu önemli.

Değiş tokuş anı: Aylar boyunca bebeğin emdiği bir anda, şimdi emmeme zamanı. O anda neler olacak? Dediğim gibi, doğal akışta bunun kendi kendine olmasını bekliyoruz. Ancak olmuyor ve ebeveyn sinyal izleyen, kendini ve bebeğini anlayan bir yerden bunun zamanı geldi diyor ise, bu anı nasıl yönetmeli? İlk adım, ANLAMAK. O andaki duygular, temel ihtiyaçlar neler? İkinci adım değiş tokuş, emzirme yerine bu ihtiyaca tam olarak cevap verecek İLİŞKİYİ VERİYORUM. Tüm süreçte dürüstüm, sakinim, ne yaptığımı biliyorum. “Canın sıkıldı ve emmek istiyorsun. İstersen seninle başka bir oyuna geçelim. Ne oynayalım, sen seç. Lego mu, bebeklerin mi?” “Biliyorum çok endişelendin, sarılabiliriz ve ağlayabilirsin, seni dinlerim. Ne kadar zor olduğunu biliyorum.” “Galiba susadın, çok koştuk ve yorulduk. Soğuk bir ayran mı, yoksa su mu istersin? Kucağımda oturarak sana içirebilirim”

Peki ne yapmıyorum? Dikkat dağıtmıyorum, o andaki o ihtiyaç yok saymıyorum. Geçiştirmek yerine dikkat ve değer veriyorum. Bunu vermem bile öyle çok şey anlatıyor ki çocuğuma, o anda bile ne çok şey geliştiriyorum.

İhtiyaç varsa, mümkünse bir sonraki emmenin ne zaman olacağını söylüyorum, öngörüyü netleştiriyorum. Bunu da onun anlayabileceği, somut bilgiler vererek yaomakya fayda var. “Ben işten geldikten sonra emeceksin.” “Uyumadan önce emeceksin” gibi.

Son adım, zorlanırsa ilişkimle SAKİNLEŞTİRİYORUM, REGÜLE EDİYORUM (bknz. Emzirme bırakma sürecinde ilişkide hangi kasları geliştireceğim?). “Bazen böyle hissettiğinde emmemek çok zor biliyorum, ben yanındayım ve güvendesin. Seni dinliyorum, değer veriyorum ve kabul ediyorum her duygunu. Senin için zor olan anları da sevmeye, sana bu anlarda da yardım etmeye varım. Şu zamanda emeceksin, o ana kadar beklemek zor, sana destek olacağım” mesajı değerli.

Neleri yapmayalım?

  • “Meme yok” demeyelim diyorum en başta. Çünkü oradalar, görüyor. Ayrıca bu kadar zamandır sevdiği, değer verdiği memelerin yok olmasının yaratacağı endişe seviyesini bir hayal edin. Bu süreçte ve sonrasında çocuğun her zaman memelere bakma, dokunma hakkı olması gerektiğine inanıyorum. Emzirme bırakma sonrasında da çocuk giyinip soyunurken çıplak memeleri gördüğünde heyecanlanıyorsa, bazen dokunmak istiyorsa bu çok sevdiği bir şeyi özlemesinden, geçmiş emme dönemine olan olumlu hatırlama hallerinden olamaz mı? “Evet çok seviyorsun memeleri, onları sen emdin ve bazen özlüyorsun. Kocaman sarılalım mı?” (Bunu uzun süre devam ettiren çocukların duygusal ihtiyaçlar konusunda nerede zorlandığına bakmak gerekebilir. Mesele memeye dokunmasından çok ilişkide nerede zorlandığıdır)
  • Memeden tiksindirmek veya uzaklaştırmak için salça, sirke, oje sürmek gibi her türlü uygulamadan uzak durmanızı öneriyorum. Bugüne kadar olan duygusal bağa, onun duygularına ve ihityaçlarına saygıdan.
  • Birdenbire emzirmeyi kesmemek çok önemli. Bu özellikle çok sık emen bebeklerde kaldıramayacağı bir yükü birdenbire omuzlarına yüklemek, tolerans geliştirmeden ilerlemek oluyor. Yoksunluk hissi ile boğuşarak değil, gelişerek bu süreci yaşaması önemli.
  • Emzirme bırakma süreci başka bir değişim süreci ile çakışmaması, hatta öncesi ve sonrasında da hayatın genel anlamı ile stabil, öngörülebilir olması gerekli mümkünse. Kardeş, kreş başlangıcı, bez bırakma, taşınma, hastalık gibi dönemlerde, hemen öncesinde veya sonrasında önermiyorum.
  • Süreç içinde “sütler bitiyor/azalıyor” gibi cümleler çocukta ne zaman biteceğine dair bir bilgi vermediğinden endişe yaratır. “Ya biterse” stresi ve telaşı ile daha çok emmeye bile başlayabilir. Çocuk andadır. Bu nedenle de emme veya emmeme anlarına o anda eşlik etmek ve bu gibi kafa karıştırıcı cümleler kurmamak iyi olur.
  • Bu süreçte “sen büyüdün, ağabey/abla oldun, bak Ayşe artık emmiyor” gibi “olmasını istediğimiz çocuğa” dair etiketler ve karşılaştırmalar şu anda varolan ve aslında hala çok küçük olan, hala emen çocuğa karşı olan tam kabulleniş duruşuna ters bir yaklaşım. Onun büyümesi kendi içinde hissettiği bir duygusal gelişim ise, onun bunu kendi yapması lazım. Buna nasıl kaptanlık edeceğimizi ise yukarıda detaylıca aktardım. O henüz emzirme bırakmaya hazır olacak kadar “büyümeden”, sizin ona “büyüdün” demeniz çocuğa hiçbir katkı sağlamadığı, yol göstermediği gibi “beni olduğum gibi kabul etmiyor” mesajı ile beraber işleri de zorlaştırıyor. Büyüme ve gelişme ilişkide ve sürecin kendi içinde oluyor.

Emerek dalan bebeklerde süreç bir parça daha zor.

Emerek uykuya dalan ve bunu uzun süredir yapan bebeklerde o andaki emme davranışı bir bağımlılık hali aldı ise, bu süreçte çocuğun zorlanmaları daha fazla olabiliyor. İdeali, önce bu bağımlılığı kırmak, yani önce emzirmek ve sonra yakınlık, ten teması, şefkatle, ilişki dinamikleri ile çocuğun uykuya geçişine destek vermek olacaktır. Bu sayede sıra uyku öncesi emzirmeleri bırakmaya geldiğinde, çocuk hem emmeme, hem de dalamama gibi iki zorlanma ile aynı anda başa çıkmak zorunda kalmaz. Ancak bazen ebeveynler iki ayrı süreç yürütmek yerine, hem çocuklarının hem de kendilerini bu tek seferde yürütebilecekleri sürece hazır hissedebiliyorlar. Önemli olan çocuğun daha fazla zorlanabileceğini önden bilmek ve tüm süreçte onun yanında olmak.

Özel durumlar 

Kimi zaman çocuk tarafında, kimi zaman da anne tarafındaki özel ihtiyaç durumlarında emzirme deneyimi hayal ettiğinizden daha erken veya daha geç sonlanabilir. Her hangi bir sağlık sorunu, annenin duygusal durumu veya ilaç kullanmasının gerekmesi, yoğun sosyal baskı gibi birçok fiziksel, duygusal, sosyal etkenden bahsedebiliyoruz. Böyle durumlarda yine esas olabildiğince hazır olmak, bu deneyimi bir süreç olarak yönetmek ve elimizden geldiğinde aşamalandırmak. Olamadığı durumlarda ise anneye olan sosyal desteği artırarak, çocuğun kendini güvende hissetmesi için diğer bağlanma figürlerinden de destek alarak “onu anlama ve ilişki ile güven verme” konusuna ekstra hassasiyet göstererek ilerlemek olacaktır.

Son Söz

Emzirme azaltma ve bırakma, başından sonuna bireysel değerlendirilmesi gereken ve son sözü annenin söylemesi gerektiğine inandığım çok değerli bir süreç. Ben bu yazımda, sürecin tamamına dair farkındalığınızı artırmayı hedefledim. Pratik ipuçları verdim, ancak bilerek esnek bıraktım. Bu yaklaşımım, birebir hikayelerini bildiğim danışanlarım için de geçerli oldu bugüne kadar. Zira bu süreci yaşamış bir anne olarak da, annenin içine sinen, içgüdülerini dinleyerek sürdürdüğü emzirme ve bunu sonlandırma sürecinin en iyisi olduğuna inanıyorum. En doğrusunu bazen yapamasak da, yapılan hataların veya eksiklerin de bizlere bir şey öğrettiğini düşünüyorum. En yanlış olanın da bir yardım çağrısı, bir savunma mekanizması olduğunu hatırlatıyorum.

Değerli olan her ne yaşıyorsam -içinde hata olduğuna inandıklarımla- dikkat vermek, olduğu gibi görmek ve anlamak, sonra ilişki içinde tamir etmek. İyileşmeye, öğrenmeye ve çaba göstermeye alan açmak. Çünkü emzirme bir gün bitiyor, ancak ebeveyn-çocuk ilişkisi ömür boyu.





Doktor Amcam Üyeleri Ne Diyor?
0 Yorum

Yorum Yazın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.



Doktoramcam.com

Menu